Başbakan Sayın Prof.Dr. Ahmet DAVUTOĞLU ASKON 9.DİVAN TOPLANTISINDA ASKON üyesi işadamlarına seslendi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ikinci nesil reformlarla, nitelikli üretim dönemini başlattıklarını belirterek, “Ar-Ge’nin inovasyonun, katma değerin yüksek olduğu, yoğun teknolojinin kullanıldığı yeni bir dönemi hep beraber gerçekleştireceğiz” dedi.

Davutoğlu, Ankara Hilton Otel'de düzenlenen ve tüm şube başkanları ile şube üyelerinin buluştuğu ortak program olan ASKON 9. Divan Toplantısı'nda konuştu.
 
Son 12-13 yıl içinde Türkiye'nin batısındaki ülkelerin ekonomik krizler nedeniyle düşüşe geçtiklerini, doğusundaki ve güneyindeki, hatta Ukrayna dahil kuzeyindeki ülkelerin de siyasi çalkantılar sebebiyle düşüşe geçtiklerini ifade eden Davutoğlu, ancak bunların arasında istikrarlı bir şekilde demokrasisini geliştiren, istikrarlı bir ekonomik gelişmeyi sağlayan yegane ülkenin Türkiye olduğuna işaret etti.
 
9. Divan programımızda Başbakan Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Etrafınızdaki şehirlere bakın. 20 yıl önce bu şehirlerin kendi aralarındaki mukayeseye baktığınızda göreceksiniz ki bütün bu şehirlerde bir düşüş yaşanıyor. Çevre bölgelerde yükselen en büyük şehir İstanbul’dur. Kahire 10 yıl öncesindeki ışıltıya sahip değil, turizm çöktü. O mübarek Şam çok büyük bir yıkımdan geçiyor. Bağdat aynı şekilde, neredeyse mahalleler bölünmüş. Atina daha önceki ulaşım hatlarının kavşak noktası konumunu gittikçe kaybediyor. Şöyle bir hat çizin zihninizde, Orta Avrupa'dan, Viyana'dan, Afrika'nın bütünü ve Asya'nın doğusuna kadar olan bölgede, İstanbul kadar canlı, İstanbul kadar merkez, İstanbul kadar yükselen bir şehir yoktur.”
 
İstanbul'un yükselmesinin Türkiye’nin yükselmesinin yansıması olduğunu vurgulayan Davutoğlu, hatta diğer şehirlerin dahi ekonomik canlılık anlamında çevre ülkelerin başkentlerinden, büyükşehirlerinden daha etkileyici kalkınma içinde olduklarını söyledi.
 
Bunun 13 yıllık bir başarının hikayesi olduğunun altını çizen Davutoğlu, “2002 Türkiyesi ile bugünün Türkiye’si akla kara olacak şekilde birbirinden farklıdır. Bu 13 yılda bu ülkede nelerin değiştiğini gelip sizlere sorsalar anlayacaklar ama bunu yapmazlar. Çünkü sizler, herşeyi objektif olarak gören girişimcilersiniz. Sizler her gün ekonomik göstergeleri takip ettiğinizden Türkiye’nin nasıl bir dinamizm içinde büyüdüğünü görüyorsunuz” diye konuştu. 
“Anadolu Aslanı olmak kolay değil”
 
ASKON 9. Divan toplantımızda, 2002'de 87,6 milyar dolar olan dış ticaret hacminin 2014 yılında yaklaşık 4 kat artışla 400 milyar dolara yükseldiğini dile getiren Davutoğlu, 2002'de 36 milyar dolan olan ihracatın, dünya ticaretinin düşmesine, çevredeki ihracat yapılan ülkelerin çoğunun pazar ekonomilerinin neredeyse yok olmasına rağmen 2014'de 158 milyar dolar seviyesine çıktığını ifade etti.
 
2002'de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapılan ürün sayısı 9 iken, 2014'te 37'ye yükseldiğini belirten Davutoğlu, 2002'de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapılan ülke sayısının 8'den 2014'te 34’e yükseldiğini söyledi.
Aynı pozitif durumun Türkiye’ye yapılan yatırımlarda, Türk iş adamlarının dışarıda yaptıkları yatırımlarda da göründüğüne işaret eden Davutoğlu, çok çarpıcı kıyasların bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:
 
“1984-2002 arasında Türkiye'ye sadece 14,8 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım gelmişti. 2003-2014 yılında ise 149 milyar dolar yabancı yatırım geldi. Firmalarımız, 13 yılda yaklaşık 27 milyar dolarlık dış yatırım gerçekleştirdi. 1974-2002 yılları arasında üstlenilen tüm müteahhitlik firmaları hizmet bedeli 46 milyar dolardı. Neredeyse 40 yıl. 2002-2015 yılları arasında ise 12-13 yıl içinde 273 milyar dolarlık iş üstlenildi ve dünyada bu alanda en başarılı bir kaç ülkeden biri haline geldik. Anadolu Aslanı olmak kolay değil. Bunları hep sizlerle birlikte yaptık, Anadolu insanı ayağa kalktı ve bir aslan gibi kükredi, kükrüyor. Bu kükreyişi susturmak isteyenler, emellerine ulaşamayacaklar.
 
Dünya ekonomisinde sıkıntılar yaşanırken bölgemizde yangınlar devam ederken, hamdolsun ekonomide istikrarlı çizgimiz sürüyor. 2003-2014 yılları arasında Türkiye yıllık ortalama 4,8 oranında büyüdü. 2015 yılında beklentilerin üzerinde bir performans sergileyen ekonomimiz, ikinci çeyrekte yüzde 3,8 üçüncü çeyrekte herkesi şaşırtacak şekilde yüzde 4 büyüdü. Niçin böyle söylüyorum? Üçüncü çeyrek, bizim tam da 7 Haziran-1 Kasım arası siyasi anlamda bir fetret döneminden geçtiğimiz bir dönemdi ve birçokları bunun hesabını yaptılar. O dışarıdan Türkiye’yi idare etmeye çalışanlar, içeride bir kaos çıksın diye beddua edenler, onun için çaba sarfedenler, fitne çıkarmak için her türlü yayını yapanlar, içeride onlarla işbirliği yapanlar, bunların hepsinin çabalarını dört gözle bekleyerek 'ah Türkiye'nin ayağı bir sürtse, ah AK Parti'nin yürüyüşü bir yavaşlasa' diye bekleyenlerin hepsi sükutu hayale uğradılar.”
 
Salonda bulunan bir kişinin “asil duruşunuzdan ötürü” şeklindeki sözleri üzerine Davutoğlu, “Asalet milletimize ait” ifadesini kullandı.
 
Onları şaşırtan rakamlara ulaştıklarını, daha da şaşıracaklarını belirten Davutoğlu, bu yıl genel itibarıyla da dünyada en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer aldıklarını kaydetti. Piyasa beklentilerinin çok üzerinde gerçekleşen üçüncü çeyrekteki yüzde 4’lük büyümenin, 1 Kasım seçimlerinden sonra ortaya çıkan siyasi istikrarla daha da ivme kazanacağını vurguladı.
 
“Pozitif tablo halka da yansıyor”
Hükümetin iki seçim arasındaki olumsuzluklara rağmen iş dünyası ve vatandaşlara güven verdiğini, ekonomiyi, siyasi istikrarsızlığa kurban etmediğini dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu: “Yüzde 3,5-4 civarında bir büyüme, 2015 yılında Türkiye ekonomisini, Çin ve Hindistan dışında dünyanın en fazla büyüyen ve gelişmekte olan ekonomilerdeki ortak büyümenin de 2 katına ulaşmış bir ülke yaptı. Bizim için bu da yeterli değil. Daha fazlasını gerçekleştireceğiz ama dünya ekonomisi bu derecede daralırken, Türkiye ekonomisinin bu ölçekte büyümesi her türlü takdirin üstündedir.
 
Ekim ayında güzel rakamlar hepimize ulaştı. Ekim ayındaki sanayi üretimi, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,6 oranında önemli bir artış gösterdi. 2005 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştık. 1 Kasım seçimlerinden sonra, bu olumlu seyrin devam edeceğini ve sanayi üretiminin 4. çeyrek büyümesine ciddi katkı sağlayacağını tahmin ediyoruz. Bizi asıl mutlu eden bütün bu pozitif tablonun halkımıza da yansıyor oluşudur. İş piyasası ki istihdam bütün dünyada önemli bir mesele, iş piyasasındaki büyümenin halkımıza yansımasını net bir şekilde görüyoruz.
 
AK Parti hükümetleri döneminde rekor düzeyde istihdam sağladıklarını, küresel krizin başladığı 2007'den bu yana bir çok ülke istihdam sıkıntısı yaşarken, Avrupa başkentleri genç işsizlerin gösterileriyle büyük asayiş problemi yaşarken biz bu küresel ekonomik kriz döneminde yaklaşık 7 milyon kişiye ilave istihdam imkanı sağladık. Sadece son 1 yılda 1 milyon vatandaşımızı istihdam ettik.”
 
“Demokrasimizin her zaman güçlü olması lazım”
 
64. Hükümetin bir reform hükümeti olacağını defaatle ifade ettiğini dile getiren Davutoğlu, “Birinci nesil reformlarla, son 13 yıldaki zor şartlarda Türkiye’yi atıl kapasiteyi en iyi şekilde kullanacak bir ekonomik performansa ulaştırdık. Onun için ayırıyoruz. Birinci nesil ve ikinci nesil reformlar…” diye konuştu.
 
Oturum başlığı olan “nitelikli üretim”in önemine değinen Davutoğlu, şunları kaydetti:
 
“Biz birinci nesil reformlarla, atıl kapasiteyi sonuna kadar kullandık ve Türkiye’nin elindeki imkanlarla niceliksel bir sıçrama yapmasını sağladık. Şimdi ikinci nesil reformlarla, tam da ifade ettiğiniz gibi nitelikli üretim dönemi başlatıyoruz. Ar-Ge’nin inovasyonun, katma değerin yüksek olduğu, yoğun teknolojinin kullanıldığı yeni bir dönemi hep beraber gerçekleştireceğiz. İnşallah bu dönemde sivil toplumla hükümetimiz omuz omuza yeni büyük başarılara imza atacağız. Fakat bunun için demokrasimizin her zaman güçlü olması lazım. Vesayet altında görünen ülkemizin son 13 yılda demokratik alanını genişlettik, sivil asker ilişkilerini dengeye oturttuk ve Türkiye'de bir daha hep beraber büyük sancılar çektiğimiz 28 Şubat, 12 Eylül, 27 Mayıs gibi dönemlerin yaşanmasına izin vermeyecek bir demokratikleşmeyi gerçekleştirdik. Türkiye'de kişi başına düşen milli geliri 3 bin dolar seviyelerinden 10 bin dolarlara çıkardık. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki mesafeyi büyük ölçüde kapattık. Bu kazanımları koruyarak önümüzdeki dönemde bu süreci daha da hızlandıracağız. İkinci nesil reformlarla ekonomik anlamda Türkiye'yi orta gelir tuzağından çıkartacağız, yüksek gelir grubuna taşıyacağız. Türkiye Allah'ın izniyle birçok alanda büyük hedeflere yürüyecek.”