ASKON 9. DİVAN Kurulunu Ankara ASKON ev sahipliğinde gerçekleştirdik

ASKON 9.Divan’a Türkiye çapındaki 30 şube, 350’yi aşkın üyesi ve yurtdışı temsilcileri katıldı. Divan, 19 ve 20 Aralık’ta 2 günde toplamda 4 oturumla gerçekleşti. “Nitelikli Üretim” sloganıyla gerçekleştirilen 9. Divan’ın açılış konuşmasını ev sahibi olarak Ankara Şube Başkanı Abdurrahman Eyyüpoğlu yaptı. Divana Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanı Fikri Işık, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Sekreteri Abdulhamit Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı  Mehdi Eker  ve çeşitli illerden çok sayıda Milletvekili katıldı. Şube tanıtımları, faaliyetleri ve beklentilerinin konuşulduğu toplantıda ayrıca Nitelikli Üretim konusunda yerel ve ulusal ölçekte yapılan ve yapılabilecek faaliyetler oturumların ana konusunuydu.   Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanı Fikri Işık'ta 1.günün sonunda akşam yemeğinin ardından bir konuşma yaptı.
 
Pazartesi günü Ekonomi Koordinasyon Kuruluna bir Ar-Ge Reform Paketi sunacağız
Bakanı Işık; "Pazartesi günü Ekonomi Koordinasyon Kuruluna bir Ar-Ge Reform Paketi sunacağız. Bugüne kadarki Ar-Ge uygulamalarının tamamını gözden geçirdik. 2016 yılı bütçesinin ardından TBMM'de görüşülmesini arzu ettiğimiz ilk paketlerden biri bu olacak. TÜBİTAK'ı yeniden yapılandırmak istiyoruz. Bu kapsamda TÜBİTAK'ı özel sektörde Ar-Ge yapan kuruluşların rakibi olmaktan çıkaracağız, onları destekleyen bir kurum haline getireceğiz. Körfez geçiş köprümüz 2016 yılının nisan ayında hizmete giriyor, Bilişim Vadimizin ilk etabı da en geç 2016 yılının temmuz ayında kapılarını açıyor. Burası bittiğinde Türkiye'nin Ar-Ge ve inovasyon sistemine çok önemli katkılar sunacak.
 
Bakan Işık; "ASKON'un zor dönemlerde ülke geleceği adına önemli roller üstlendiğine işaret etti. ülkelerin farklı ekonomik kriterlere göre değerlendirildiğini dile getirerek, Türkiye'nin orta-yüksek gelir grubuna 50 yılda geçebildiğini, bu sürenin Güney Kore'de 17 yılda tamamlandığını anlattı. 
 
Türkiye'nin son birkaç yıldır "orta gelir tuzağı"nın tam ortasında olduğuna dikkati çeken Işık, " Türkiye şu anda orta gelir tuzağına düşmüş bir ülke. Türkiye mutlaka yüksek gelir grubuna dahil olan ülkeler arasına yükselmeli. Türkiye, kişi başına düşen milli gelirde 12 bin 275 dolar seviyesini yakalarsa, o zaman yüksek gelir grubu üyesi bir ülke olacak" diye konuştu.Işık, avro/dolar paritesindeki değişiklik ve doların bütün dünya para birimlerine karşı değer kazanması nedeniyle 2015'te kişi başına düşen milli gelirin, 2014'e göre biraz daha aşağıda olabileceğini, bu noktada 10 bin doların altında bir rakamla 2015'in kapatılacağını söyledi. 2023 hedeflerine giden süreçte yoğun çabalar gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Işık, Türkiye'nin 1 Kasım seçiminde ortaya çıkan tablodan aldığı güçle gelecek 4 yılda yüksek büyüme oranlarını yakalaması gerektiğini ifade etti.
Işık, Türkiye'nin artık sürümden kazanarak, ucuz iş gücünden faydalanarak büyüyemeyeceğinin altını çizerek, bundan sonra katma değeri yüksek ürünlere odaklanılması gerektiğini dile getirdi. Türkiye'nin üretimde niteliğini artırma zorunluluğu bulunduğuna işaret eden Işık, inovatif üretim anlayışını üretimin merkezine yerleştirmek gerektiğini bildirdi.Geleceğin teknolojilerine yatırım yapmanın büyük önem taşıdığını söyleyen Işık, Türkiye'nin endüstrisini buna göre hazırlaması gerektiğini, Bakanlık olarak bu doğrultuda yoğun çalışmalar yaptıklarını aktardı.

"Yerli otomobil, Türkiye'nin teknolojiyi yakalaması noktasında çok önemli"
 
Bakan Işık, yerli otomobile sadece Türkiye'nin bir markası olsun anlayışı ile bakmadıklarını anlatarak, "Yerli otomobili yaptığımızda Türkiye'nin bir markası olacak. Bütün bilgi birikimi ve fikri mülkiyet hakları Türkiye'nin olacak. Hedefimiz, üretimin yüzde 85'in üzerindeki kısmının Türkiye'de yapılması. Ama aynı zamanda geleceğin teknolojilerinde Türkiye'nin varlığı için de çok önemli bir adım atılacak" ifadelerini kullandı. Otomobil değişikliğinde ciddi bir paradigma değişikliği olduğuna değinen Işık, şöyle dedi: " Türkiye bir yerli marka üretemezse, otomotiv sektöründe tedarikçi olmaktan kurtulamayacak ama bir veya birden fazla üretir de yeni teknolojileri uygulamayı başarırsa işte o zaman Türkiye'deki sektör geleceğe güvenle bakacak. Otomotiv stratejik bir sektör konumunda yükselecek. Bu açıdan biz yerli otomobili bir teknoloji geliştirme platformu olarak değerlendiriyoruz." Işık, sektörün elektrikli otomobillere doğru kaydığını belirterek, elektrikli otomobillerde en önemli parçanın batarya olduğunu söyledi. TÜBİTAK'ta batarya konusunda iyi bir teknoloji olduğunu ifade eden Işık, Türkiye'nin fırsatı değerlendirmesi durumunda batarya üretip satan bir ülke haline gelebileceğini dile getirdi. Bataryanın çeşitli alanlarda kullanıldığına dikkati çeken Işık, batarya üretimi ve ihracatının ülke adına önemli bir kazanç oluşturabileceğini belirtti.Nitelikli üretimde en önemli ham maddenin nitelikli insan kaynağı olduğunu anlatan Işık, bunu yetiştirecek bir eğitim anlayışını da adım adım hayata geçirdiklerini ifade etti.Hükümet olarak en önemli önceliklerinin ekonomi olduğunu kaydeden Işık, yapısal reformların öneminin altını çizdi. 

"Bilişim Vadisi, Ar-Ge ve inovasyona önemli katkı sağlayacak"
 
Bakan Işık, nitelikli üretimin Ar-Ge ve inovasyon olmadan gerçekleşemeyeceğini belirterek, yaptıkları çalışmalarla 2002 yılında iki olan teknopark sayısını 63'e çıkardıklarını, buralarda 3 binin üzerinde şirket ile 35 bin nitelikli çalışanın bulunduğunu bildirdi.Bu doğrultuda Bilişim Vadisi'ni de süratle hayata geçireceklerini anlatan Işık, "Körfez geçiş köprümüz 2016 yılının nisan ayında hizmete giriyor, Bilişim Vadimizin ilk etabı da en geç 2016 yılının temmuz ayında kapılarını açıyor. Burası tamamen bittiğinde Türkiye'nin Ar-Ge ve inovasyon sistemine çok önemli katkılar sunacak" dedi.Işık, Ar-Ge merkezi sayısınında son 1,5 yılda yüzde 50 artarak 227'ye yükseldiğini ifade ederek, Türkiye'nin Ar-Ge'ye ayıracak kaynak sorunu bulunmadığını ancak proje kalitesi sıkıntısı yaşandığını belirtti. Işık, sanayi ve ticaret odalarını proje birimi kurma noktasında göreve çağırdı.
 
"TÜBİTAK'ı yeniden yapılandıracağız"
 
Bakan Işık, pazartesi günü EkonomiKoordinasyon Kuruluna bir Ar-Ge Reform Paketi sunacaklarını söyleyerek, "Bugüne kadarki Ar-Ge uygulamalarının tamamını gözden geçirdik. 2016 yılı bütçesinin ardından TBMM'de görüşülmesini arzu ettiğimiz ilk paketlerden biri bu olacak" değerlendirmesinde bulundu.Üniversite-sanayi işbirliğini daha verimli hale getirecek çalışmaları hayata geçirmek istediklerini anlatan Işık, yeni düzenlemeyle üniversite hocalarının yaptıkları Ar-Ge sonucunda elde edilen gelir vergisini almayacaklarını, kesintiyi de yüzde 15'le sınırlandıracaklarını, bu çalışmayı da yakında Bakanlar Kuruluna sevk edeceklerini bildirdi.Işık ayrıca, Üretim Reform Paketi hazırladıklarını, bu kapsamda OSB'leri yeniden yapılandıracaklarını ve OSB'lerin sorunlarını giderecek düzenlemeleri hayata geçirmek istediklerini söyledi.TÜBİTAK'ı da yeniden yapılandırmak istediklerini belirten Işık, "TÜBİTAK'ı yeniden yapılandırmak istiyoruz. Bu kapsamda TÜBİTAK'ı özel sektörde Ar-Ge yapan kuruluşların rakibi olmaktan çıkaracağız, onları destekleyen bir kurum haline getireceğiz. Devlet mantığı ile Ar-Ge yapılamaz" dedi.Işık, TÜBİTAK'ın, Temel Ar-Ge ve Nitelikli Ar-Ge'ye yoğunlaşacağını bildirdi.AK Parti'nin Türkiye'ye son 13 yılda öz güven kazandırdığına işaret eden Işık, sanayicinin artık "Ben de Ar-Ge yapabilirim" dediğini sözlerine ekledi.
 
Divan'ın 2.Günü Şubelerin faaliyetlerinden ziyade bölgesel, ulusal ve küresel ölçekteki değerlendirmelerden oluştu. Özellikle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki şubelerin konuşmalarının ana teması bölgedeki olaylar ve bu olaylar karşısında sergilenen dik duruş tüm katılımcılar tarafından alkışlandı. 
 
"Ben bu tabloyu Anadolu Arslanlarının kükreyişi olarak görüyorum"
 
 
2.Günde öğleden sonra ki oturum, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılımıyla gerçekleşti. Oturumda Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu'nun Anadolu Aslanlarının Türkiye’ye ve bölgeye katkılarının değinildiği konuşması tüm katılımcılardan takdir topladı. 
 
Başbakan Davutoğlu, PKK'nın sözde özyönetimine atıfta bulunarak, "Türkiye'de öz yönetim, söz yönetim yok sadece ve sadece milli iradeyi bağlı milli yönetim var" dedi. Uzun süre ayakta alkışlanan Davutoğlu, karşılık olarak, "Ben bu tabloyu Anadolu Arslanlarının kükreyişi olarak görüyorum" diye konuştu.
 
Başbakan Davutoğlu'nun konuşmasından satırbaşları;
Ayrışma yerine birleşmenin, çatışma yerine diyaloğun, şiddet ve terör yerine huzurun, özgürlüğün ve demokrasinin hakim olacağı bir ülke inşa etmeye çalışıyoruz. Zorluklarımız elbette var ama onları aşacak kudret ve iradeye sahibiz. Bu ülkenin artık eski Türkiye'nin alışkınlıklarını taşımaya tahammülü yoktur. Küresel kriz nedeniyle birçok ülke istihdam krizi yaşarken Türkiye AK Parti hükümütleri ile zamanında istihdamda atak sağladı. İkinci nesil reformlarla Türkiye'yi orta gelir düzeyinden yüksek gelir düzeyine taşıyacağız. Biz artık ülke olarak, millet olarak enerjimizi, Türkiye'nin geleceğini inşa etme yolunda seferber etmek durumundayız. Türkiye büyük bir ülke, çok dinamik, potansiyeli çok yüksek bir ülke. Dışardan bakan herkes Türkiye'nin ışığını, aydınlığını, göz alıcı gelişmesini görüyor. İçerde maalesef özellikle muhalefet partilerinin çatışmacı tavırları nedeniyle bu gerçeği göremeyen, bu gerçeğin üstünü örtmeye çalışan kesimler var ancak güneş balçıkla sıvanmaz. AK Parti Hükümeti olarak üst, orta ve ileri teknolojili ürünlerde kamu alımı garantisine dayalı yeni tedarik modellerini hayata geçireceğiz. Yeter ki siz orta ve yüksek teknolojili üretime doğru kayınız. Ayrıca orta ve yüksek teknolojili yatırımlara uzun vadeli finansman ortamı sağlayacağız. Böylece katma değeri yüksek, ileri teknoloji ürünlerinin üretim ve ihracatını teşvik edeceğiz. O dışarıdan Türkiye'yi idare etmeye çalışanlar, içeride bir kaos çıksın diye beddua edenler, onun için çaba sarf edenler, fitne çıkarmak için her türlü yayını yapanlar, içeride onlarla işbirliği yapanlar, bunların hepsinin çabalarını dört gözle bekleyerek 'Ah Türkiye'nin ayağı bir sürtse, ah AK Parti'nin yürüyüşü bir yavaşlasa' diye bekleyenlerin hepsi sükutu hayale uğradılar. Anadolu Aslanları'ndan şunu istiyorum. Teröre karşı sesinizi yükseltin. Nasıl 28 Şubat döneminde sesinizi yükselttiyseniz. PKK'ya karşı teröre karşıda sesinizi yükseltiniz. Terör örgütü hendeklerle, barikatlarla o bölgeyi insansızlaştırmak ve İslamsızlaştırmak istiyorlar. Biz buna kesinlikle izin vermeyiz. O bölgemizden sadece ezan sesleri duyacağız. Hiç gözümün önünden gitmiyor. İki Diyarbakırlı kadın Fatih Paşa Camii'ndeki o tahribatı görünce ah evim barkım yansaydı da seni böyle görmeseydim diyor. Yüreği yanıyor o annelerimiz.